Divamıza son yolculuk
Bugün La Dica Turca vasiyetine uygun olarak boğazın sularındaki yerini aldı. Leyla Gencer için az ama ben de blogumda bugünü ona ayırıyorum.
Milanolular Sevgili divalarına “sen bizim tanrıçamızsın” diyerek veda ederken ya da İtalya ‘da taksi şoförleri bile onun ardından ağlarken , Leyla Gencer’i kendi vatandaşlıklarına almaya çalışanlara ben Türk’üm ve bu asla değişmez diyen divamızı acaba ülkemizde kaç kişi tanıyor. Ya da halkımızdan cenaze törenin kilise de yapılmasına ve yakılmasına takılanlar olmadı mı ??? Kilise ‘de yapılan cenaze töreninde Leyla Hanım’ın cenaze namazı da kılındı ve yakılmasına bakmayın Leyla Gencer her zaman Türk olarak kaldı ve bir Türk olarak da öldü. Allah rahmet eylesin. Dualarımız seninle LA TURCA DİVA.
Zeynep Oralı’ın dilinden :La Diva Turca: Son yolculuk…
Milano’da Viale Maino’da 17 numaralı apartman… Leyla Gencer’in 40 yılı aşkın süredir yaşadığı apartman… Önü çiçeklerle dolu… Avluyu geçerken başımı kaldırıp balkona bakıyorum. O balkondan bin kez bana el salladı. Karşılarken, yolcu ederken… Bu kez, biz onu yolcu edeceğiz, son yolculuğuna…
Apartman dairesinden içeri giriyorum… İçeride herkes fısıltıyla konuşuyor. Sabahın erken saatleri ama şimdiden ziyaretçiler dolu… Gençler, öğrencileri, daha yaşlılar, çok yaşlılar (hayranları, müzisyenler.) Aile yakınları, İstanbul Kültür Sanat Vakfı Müdürü Görgün Taner, Ank. Devlet Opera Balesi Genel Md. Rengim Gökberk, İst Dev. Opera Balesi Müdürü Suat Arıkan, ilk gözüme çarpanlar…
Leyla Hanım yatak odasında sanki uyuyor. Çevresi o çok sevdiği beyaz çiçeklerle dolu. Orkideler, leylajklar, zambaklar, en çok da güller, beyaz güller… Yüzü açık. Dileyen yanına gidip onunla vedalaşıyor… Yattığı yerde o beyaz çiçekler arasında sanki Alceste rolüne hazırlanmış gibi… Hani o oynadığı vakit, yalnız dinleyicileri değil, orkestrayı ve sahne arkadaşlarını da gözyaşlarına boğan Alceste…
Milano’daki İslami Cemaatin temsilcisi ve imamı Sayın Kemal Gül geliyor. Leyla Hanım üzeri örtülüyor. Kemal Hoca çok anlamlı ve kısacık bir konuşma yapıyor ve duasını ediyor. İtalyanlar, Türkler orada kim varsa kimi ellerini göğe açarak, kimi haç çıkararak amin diyor…
Dakikalar ilerliyor. Leyla Gencer’le son vedalaşmalar… (Belki ayrıntılarını bir başka gün anlatırım sizlere) Tabutuna kondu. Tabutun kapağı yerleştirildi. Tabut Görünmüyor çünkü üzeri bembeyaz güllerle kaplı. Önde cenaze arabası arkada öteki arabalar, La Scala’nın hemen yakınındaki San Bibila kilisesine geldik. Burası hem bir kilise hem de en önemli törenler için kullanılan, Milano kentinin simgelerinden biri olan görkemli bir mekan. Kilisenin önü, beklemediğim denli kalabalık. Demek içeri girmeden herkes dışarıda bekliyor diye geçirirken içimden yanıldığımı görüyorum. İçerisi çoktan dolmuş. dışarıdaki kalabalık içeri giremeyenler… La Scala’nın Genel Sanat Yönetmeni Lissner, yılların sopranosu, rol arakaşı Mirella Freni ve daha sayısız sanatçı kapıda sarılıyorlar tabuta…
Kilise’de Heandel’in bir ağıtı karşıladı Leyla Gencer’i… Orgun başında La Scala’nın Amerikalı piyanisti James Vaughan. “Norma Operası”ndan “Casta Diva” aryasının melodisi yükseldiğinde , artık kimse gözyaşlarını tutamıyordu. (Leyla Gencer’in unutulmaz rollerinden biri daha) Bakireler Tanrıcası Norma ateşe atarak ölümü seçmişti. Milanolular Sevgili divalarına “sen bizim tanrıçamızsın” diyerek veda ediyordu…
İtalyanca konuşmalar yapılıyor. Sonra, bu kez plaktan La Scala Operası’nın eski bir kaydını dinliyoruz :Verdi’nin “La Forsa Del Destino ” (Kaderin Gücü) operasından “La Vergine deli Angeli” aryası… Yine unutulmaz rollerinden biri ve yaşamının son günlerinde Leyla Gencer’in dinlediği tek plak, tek arya…
Bütün bu kalabalık nereden çıktı diye bakıyorum. Franca Cella yanıbaşımda fısıldıyor: “Hayranları, ama en çok meslektaşları” diyor. Sonra ekliyor:” En çok öğrencileri “… Tek tük Türkçe duyuyorum: “Biz burada yaşayan sıradan Türkleriz ” diyenler sıkça… Milano başkonsolumuz Nihal Çevik, her şeyin yolunda gitmesi için didinip duruyor. Gerçekten de aksayan tek nota yok. Tam Leyla Hanımın istediği gibi, her şey mükemmel. Mizansen kusursuz…
Törenin sonunda herkes çiçeklerle örtülü tabutun önünden geçiyor, saygı duruşunda bulunuyor ve kilise boşalıyor . Önümden bir duygu seli akıyor…
Cenaze arabasındayım. Krematoryuma gidiyoruz. Vasiyet etmişti. Yakılmak istemişti. Burada yetkilerle onu teslim etmeden önce uçsuz bucaksız yeşilliğin bir yerinde yine Kemal Hoca’nın yol göstericiliğinde cenaze namazı kılınıyor… İşte bu kadar…
Onu orada bıraktık. Külleri Türkiye’ye gelecek. Cuma günü onu Boğaz’ın sularına uğurlayacağız…
Cumhuriyet- 13 Mayıs 2008
Zeynep Oral’ın dilinden:Ölümde bile kusursuzluğu aradı
Ölümde bile kusursuzluğu aradı
Leyla Gencer’i kaybettik… Kötü haberin çok gecikmeyeceğini biliyordum ama acısına, Leyla Gencer’in yokluğuna kendimi hiç mi hiç hazırlanmamıştım!
Bir süre önce Milano İstanbul arası telefonla konuştuğumuzda, “Hayır şimdi gelme Milano’ya. Hastaneden çıkayım, biraz güçleneyim, öyle gelirsin” demişti…
Hastaneden çıktı. Milano’daki evindeydi. Telefonlara cevap vermek istemiyordu. Hastabakıcıyı zar zor kaldırdım. “Geliyorum” dedim. “Sizi çok özledim”… Minicik bir ses “Gelme… Beni böyle görmeni istemiyorum…” dedi. Bundan 6 gün önceydi… Ah…
Geçen yaz İstanbul’dayken “Artık bitsin istiyorum” demişti. Nasıl ki günün birinde sahne hayatına veda ettiyse, yaşama da veda etmek istiyordu. “İnişe, düşüşe geçmeden veda etmek. ..” Son kucaklaşmamız, son sarılış olduğunu bilmiyordum… Ah…
O bir ‘Tanrıçaydı’
“Gelme… Beni böyle görmeni istemiyorum…” Son konuşmamızdı. Ondan sonra haberlerini her gün ortak dostumuz, müzikolog Franca Cella’dan aldım… Kimseyi kabul etmiyordu. Kimse onu güçsüz ve hasta görsün istemiyordu. Doktorlar, “İyileşme var, sevinçliyiz” dediklerinde “Ben hiç sevinmedim!” diye tepki göstermişti…
Tıpkı yaşamdaki gibi, sahnelerdeki gibi, ölümü de kusursuz olsun İstemişti…
Benim için o bir “Tanrıça”ydı. Tam bir “Diva”ydı…. Hayır hayır bir “çocuk”tu… En çok en çok, “Kadındı”! Dişi bir kaplandı! Dişi bir kediydi! Çılgın Türklerdendi!.. Bunların hepsi onda bir büründü… Ah!
Kişiliğinde dört mevsimi ve duygular dünyasının tüm renklerini ve “Scalası”nı içinde taşırdı!
Gündüzler-geceler, hüzünler, öfkeler, isyanlar, sevinçler, gözyaşları ve kahkahalar arasında gidip geldiğimiz yıllardan sonra, “Tutkunun Romanı” kitabımdan sonra ilişkimiz anne-kız, abla-kardeş, iki dost ilişkisine dönüştü. Ona sevgim saygım, hayranlığım her geçen gün arttı. Ah…
Dünya müzik tarihine çoktan geçmiş, bir “ekol”, bir okul olmuş, referans oluşturmuştu Leyla Gencer…
Kitaplara, müzik ansiklopedilerine “Donizetti Rönesansı”, “Rossini Rönesansı” maddelerinin yanına onun adı yazıldı. “Bel Canto” geleneğinin “bülbül gibi şakımak” olmadığını dünya ondan öğrendi…
Sahneleri kendi ateşiyle tutuştuğu yıllarda ses teknikleri, dramatik oyunculuk, bilgi, kültür bi-ikimi, kişiliği ve çalışma azmiyle bütünledi…
Kaybolmaya yüz tutmuş, o olmasaydı çoktan unutulmuş olacak birçok opera eserini, geçmişin tozlu karanlığından o bulup çıkardı ve opera repertuarına kazandırdı…
Uzmanların, meraklıların elden ele dolaştırdığı, neredeyse tümünün kaçak ya da “korsan kayıt” olduğu CD ve plaklardan dolayı ve ünlendiği kraliçe rolleri nedeniyle “Korsanlar Kraliçesi” diye anıldı…
Dünyanın en geniş repertuarına sahip (75′in üzerinde eser) Dİva’lardan biriydi…
Müzik tutkusunu yaymak
Yeryüzünün bir ucundan ötekine dünyanın sayısız sahnesinde alkışlandı; kimi ülkeler, her seferinde geri çevireceği “vatandaşlık” teklifinde bulundu; kent anahtarları ona teslim edildi… Ülkeden ülkeye, başarıdan başarıya koşarken “İnsanın tek pasaportu olur” diyerek, İtalyan pasaportunu reddedip yalnızca Türk pasaportu taşıdı…
Yaşamının sonuna dek “Benim misyonum” dediği işini, görevini sürdürdü. Taa en baştan İnanmıştı ki ona bir misyon biçilmiştir: Müzik tutkusunu yaymak… Daha güzel bir dünya için, daha iyi insan yetiştirmek için, “cemiyete yararlı olmak için” müzik sevgisini yaymak… Birkaç ay öncesine dek seminerler, konferanslar ve La Scala Akademisi’nde öğretim üyeliği, yöneticilik. ..
Sevgili Okurlar, şu anda Karadeniz’de Ordu’dayım. Ve nesnel olmaya çalışıyorum ama faydasız… Ah’lar ondan… Ordu’da şaline dekorunu andıran denizin muhteşem maviliği ile dimdik yamaçların yeşili arasında asılı kalmış kartal yuvasını andıran bir otel odasmda haberi aldığımda onun soprano sesini duyuyordum sanki: “Sonunda ülkem beni hatırladı değil mi?” diyordu…
Hatırladı Leyla Hanım, hatırladı… Hepimiz size şükran borçluyuz…
Cumhuriyet- 11 Mayıs 2008
-
Yeni
- Ve yine bloguma erişemiyorum
- Konser / Konzert "jungenc"
- Müziğe Bu Kez Müzik İçinden Yönetici: İTÜ TMDK Müdürlüğüne Prof. Dr. Cihat Aşkın Atandı…
- III. Ulusal Gülden Turalı Keman Yarışması
- Fazıl Hüsnü Dağlarca’ya Veda
- Müzik oyunları
- Nota arşivi (2.blogumuz)
- Şarkı söyleyelim
- Orhan Atasoy Gemiler
- Sevildiğini bilmek ve bilmemek
- AkLımM heP SenDde
- Sealed with a kiss
-
Bağlantılar
-
Arşivler
- Eylül 2009 (1)
- Ekim 2008 (12)
- Eylül 2008 (13)
- Ağustos 2008 (11)
- Temmuz 2008 (10)
- Haziran 2008 (35)
- Mayıs 2008 (41)
- Nisan 2008 (30)
- Mart 2008 (9)
- Şubat 2008 (28)
- Ocak 2008 (38)
- Aralık 2007 (43)
-
Kategoriler
- (ç)alıntı
- alıntı
- anne-baba
- arşivlik videolar
- Öğrenci
- Öğretmen
- çocuk eğitimi üzerine
- çocuk şarkıları
- ödev
- Bale
- Bilgisayar
- bilim
- Bilmece
- bilmemiz gerekenler
- Bize ulaşın
- blokflüt
- bunları biliyor musunuz?
- Bursa
- Bursa Kültür Merkezi
- By Tırtılın maceraları
- caz
- Dinlemelik
- DUYURULAR
- ebook
- elvi' den
- emnyi'den
- emnyi'nin günlüğü
- enstrüman eğitimi
- enstrümanlar diyarı
- eğlenceli bilgi
- eğlenceli müzik
- eğlenelim öğrenelim
- Flamenko
- flüt
- Frank Sinatra
- günün şarkısı
- günün şiiri
- güncel
- Genel Müzik Bilgisi
- Gereksiz Bilgiler
- Gitar
- haber
- ilköğretim
- internet
- izlenmesi gerekenler
- karaoke
- keman
- kitap
- klasik müzik
- komik
- konser
- Leyla Gencer
- Linkler
- Müzik grubum
- müzik haberleri
- müzik oyunları
- Müzikle ilgili makaleler
- Müzisyen Biyografileri
- Müzisyenler Diyarı
- memleketimden insan manzaraları
- method
- Modern Dali
- mp3
- msn
- music theory
- nilay'ın köşesi
- nilish'den tavsiyeler
- nota
- nota arşivi
- nılay
- okuduklarımdan seçtiklerim
- Opera
- org
- piyano
- sağlık
- söyleyemediklerim ya da söylediklerim
- SBS
- Seçme Albümler
- Seçtiklerim
- senkop yazım hazinesi
- Serapata'dan yorumlar
- Sivas katliamı
- sınav
- Tango
- Tanju Okan
- Türkiye'den müzik haberleri
- teknoloji
- Uncategorized
- unutulmaması gerekenler
- uykusuz
- vdieo
- video
- yorum
- Şefik Kahramankaptan
- şiir
- İletişim
- İlginç Bilgiler
- İngilizce
- İngilizce okul şarkıları
-
RSS
Yazılar RSS
Yorumlar RSS