Emnyi & Nilish PaGe

basit cümle

BASİT CÜMLE

1. CÜMLE
Normal koşullarda (yani, devrik yapı vs. bulunmayan durumlarda) en basit şekli ile cümle iki unsurdan oluşur:
Özne + Yüklem
(Subject) + (Verb)
Türkçe’de özne çoğu zaman yüklemin sonuna bir “kişi eki” olarak eklenebildiği için açıkça kullanılmasına gerek kalmayabilir.
- (Ben) geldim.
- (Sen) nasılsın ?
İngilizce’de böyle birşey – çok sınırlı da olsa bazı konuşma durumları dışında – söz konusu olamaz.
* (I) came.
* How are (you) ?
Çoğu zaman basit cümlede bir de nesne bulunur.
1.1. Subject + Verb
Türkçe bir basit cümlede şu yapı her zaman için geçerlidir.
1 2
ÖZNE + YÜKLEM
Mehmet öğretti.
İngilizce bir basit cümlede de, nesne bulunmadığı durumlarda, bir farklılık görülmez.
1 2
SUBJECT + VERB
Mehmet taught.
1.2. Subject + verb + object
Türkçe bir cümleye nesne eklendiği zaman, sıralama şöyle olur:
1 2 3
ÖZNE + NESNE + YÜKLEM
Mehmet oğluna öğretti.
İngilizce bir cümleye nesne eklendiği zaman, Türkçe cümle yapı ile arasındaki ilk temel fark ortaya çıkar.
1 3 2
SUBJECT + VERB + OBJECT
Mehmet taught his son.
2. BASİT CÜMLELERİN ÇEVİRİSİ
2.1. Subject + verb
Türkçe ve İngilizce basit cümle yapıları sadece özne ve yüklem söz konusu olduğunda bir farklılık göstermediği için, çeviri konusunda yapı açısından bir sorun çıkmamaktadır.
1 2
ÖZNE + YÜKLEM
Mehmet geldi.
Mehmet came./has come.
SUBJECT + VERB
1 2
2.2. Subject + verb + object
Nesne söz konusu olduğunda Türkçe ve İngilizce basit cümle yapıları birbirinden farklı olduğu için, çeviri işlemi sırasında da cümleyi oluşturan unsurların dizilişinde değişiklik yapmak gerekecektir.
1 2 3
ÖZNE + NESNE + YÜKLEM
Mehmet eve geldi.
Mehmet came home.
SUBJECT + VERB + OBJECT
1 3 2
Bu cümlelere yer, zaman ve durum belirten kelime ve yapıların da eklenmesi durumunda her iki dil arasındaki yapısal farklılıklar iyice belirginleşecektir.
Basit cümlelerin yapısı konusu çeviri açısından – kolay göründüğü için – önemsenmeyebilir. Ancak,
SVO (İngilizce
SOV (Türkçe)

yapısının, karmaşık cümlelerin çevirisini yaparken sürekli gözönünde tutulması gerekecektir. Bu konu ileri konularda ayrıntılı olarak ele alınmakta.

Mayıs 21, 2008 Posted by | İngilizce | Yorum yapın

‘To Be’ Fiili

TO BE
To be fiili her ne kadar sözlük anlamıyla “olmak” demekse de geniş zamanda kullanıldığı zaman tam karşılığı Türkçe ‘ de cins isimlerin sonuna gelen
-ım-ın-um-sın-sin-dır-dir-dur-iz-ız-uz-siniz-sunuz
gibi eklerdir.
İngilizcede fiiller Türkçe’dekinin aksine ,içinde nesne yada bir tümleç bulunan cümlelerde nesneden önce kullanılırlar.Buna göre:
“Ayşe elma soyuyor” cümlesi Ingilizce mantığında “Ayşe soyuyor bir elma” olarak karşılık bulur.
To be fiili Ingilizce’de istisna bir fiildir.Cümle içerisinde kullanılırken geniş zamanda görev yapıyorsa ve cümlenin ana fiiliyse “to be” olarak değil şahıs zamirlerine ya da diğer öznelere göre değişim göstererek am,is,are olarak kullanılır.

I am : I’m
You are : You’re
He is : he’s
She is : she’s
It is : it‘s
We are : we’re
You are : you’re
They are: they’re

A:bir ; daha çok herhangi bir anlamındadır. Sessiz harfle başlayan cins isimlerden önce kullanılır.

A sculptor: bir heykeltraş

An:bir ; daha çok herhangi bir anlamındadır. Sesli harfle başlayan cins isimlerden önce kullanılır.

An oleaster: bir iğde

S : İngilizcede ki çoğul ekidir. Türkçede ki –ler,-lar eklerinin görevini yapar.

A walnut : bir ceviz walnuts : cevizler

Ancak bu kuralları bozan bazı istisnalar vardır. Örn; üniversite öğretmeni anlamına gelen “university teacher” sesli harfle başlamasına rağmen telaffuz edilirken ağızdan çıkan ilk harf sessiz olduğu için (y) “an” ile değil “a” ile kullanılır.

OLUMLU CÜMLE
He is a sculptor. O bir heykeltraş tır.
1 2 3 4 1 3 4 2
I am a carpenter. Ben bir marangoz um .
1 2 3 4 1 3 4 2
They are plumbers. Onlar tesisatçı dır lar.
1 2 3 4 1 3 2 4

OLUMSUZ CÜMLE
Am  (olumsuz)am not  (kısaltma)amn’t
Are  (olumsuz)are not  (kısaltma)aren’t

Jack is a waiter.  Jack isn’t a waiter. Jack bir garson değildir.
1 2 3 4 5 1 4 5 3 2
I am a sculptor  I am not a sculptor.  Ben bir heykeltraş değilim.
I am Am I Are you gardener?(Sen bir bahçıvan mısın?)
You are are You Yes, I am. / No ,I am not
He is is he
She is is she Is she a nurse?(O bir hemşire mi?)
It is is it Yes, she is. / No, she isn’t
We are- are we
You are are you Are they sculptors?(Onlar heykeltraş mı?)
They are are they Yes, they are. / No, they aren’t.

Oleaster : iğde
Porter : hamal
Servant : uşak
Composer : bestekar
Trainer : antrenör
Goal keeper : kaleci
centipede : kırkayak
vulture : akbaba
carob bean : keçiboynuzu
astrich : devekuşu
carp : sazan

TRANSLATION

Ben bir hamal değilim.  I am not a porter.
Biz uşak değiliz.  We aren’t a servant.
Sen antrenör müsün?  Are you a trainer?
O bir kırkayak mıdır?  Is it a centipede?
O bir akbaba değildir.  It isn’t a vulture.

Biz kaleci değiliz.  We aren’t goal keepers.
O bir bestekardır.  He is a composer.
O bir iğde mi?  Is it an oleaster?
Onlar keçiboynuzu mu?  Are they carob beans?
Sen kaleci misin?  Are you a goal keeper?

Mart 2, 2008 Posted by | İngilizce | Yorum yapın

İNGİLİZCE İPUÇLARI

* İPUCU 1 *
The Problem: Bottom ve Summit’in karıştırılması..
The Tip: Bottom => Anlamı: alt, aşağı Summit => Anlamı : üst, yukarı Bu iki kelime çokça karıştırılır. Çözümüm şu:Summit “S” harfiyle başlar ve alfabede “B” harfinden daha üsttedir. Böylece Summit’in üst olduğunu anlarız.

* İPUCU 2 *
The Problem: Lend ve Borrow’un karıştırılması..
The Tip: Bildiğiniz gibi bu iki fiil cümle içinde kullanıldığında, özellikle de konuşma esnasında karıştırılır. Çözümüm şu: **Lend (Okunuşu lEnd) :ödünç vErmEk (Türkçesinde E harfi var) **Borrow (okunuşu bArrow) :ödünç AlmAk (Türkçesinde A harfi var)

* İPUCU 3 *
The Problem: Making sure you are using the right article.
The Tip: put: “that” instead of “the” as in ; give me the book=give me that book”any” instead of “a/an” as in; give me a book =give me any bookof course here “any” is used for its turkish equivalent “herhangi bir”

* İPUCU 4 *
The Problem: Much ve Many kelimeleri bazen karıştırılır. Hangisi Uncountable hangisi countable?
The Tip: mUCh=> UC= UnCountable MUCH kelimesinin içindeki UC, bize bunun uncountable olduğunu anlatır.

* İPUCU 5 *
The Problem: İngilizcede ayları sayarken genelde sonda kalan 4 ayın sıralaması karıştırılır.
The Tip: Bu son 4 ayın Baş harfleri alındığında ortaya şöyle bir formül çıkar.. (S)eptember, (O)ctober,(N)ovember,(D)ecember sadece baş harfleri düşünürsek: SON-D olur.. Bu aylar sonda olduğu için SON-D formülüyle güzel bir çağrışım oluşturur…

* İPUCU 6 *
The Problem: Hangi isimlerin sonunda çoğul halde iken eklenen ((s) veya (es)) , (iz) olarak telaffuz edilir?Örneğin: bells=(bel’z), oranges =(orinc’iz), books=(buks)
The Tip: İsimler çoğul halde iken ve (k), (p), (t), (f ) harfleri ile biten bütün kelimeler (s) olarak telaffuz edilir. Örneğin: lamps = (lamps),books=(buks)Geri kalan isimler her zaman (z veya iz) olarak telaffuz edilir.Örneğin: rooms=(ruum’z), dogs=(dogz)

* İPUCU 7 *

The Problem: Smell ve Taste fiilleri
The Tip: Bilindiği gibi taste ve smell fiilleri bazı durumlarda state verb (yani -ing takısı almayan veya ‘continuous tense’ ler de kullanılamayan) fillerdir. Bunlar için kendi geliştirdiğimiz bir formül:These flowers smell beautiful.I am smelling fresh air.Cümlelerini düşünelim; Yardımcı fiil ve Smell fiilini cümleden kaldırıp yerine ” to be” fiilinin uygun halini yerleştirelim. sonuçta şunu elde ederiz;These flowers are beautiful.I am fresh air.Görüldüğü gibi 2. cümle oldukça anlamsızdır. İşte “to be” fiili kullandığımız da eğer ortaya çıkan yeni cümle anlamlıysa; bu cümlede smell ve taste fiilleri “-ing” takısı alamaz yani continuous bir tense te kullanılamaz.

* İPUCU 8 *
The Problem: İngilizcede cümle dizilişi nasıldır?
The Tip: İngilizce cümle dizilişini SVOPT olarak formüle etmenin teknik olarak kolaylık sağlayacağını düşünüyorum. Siz ne dersiniz?…SVOPT = SUBJECT(ÖZNE) + VERB(FİİL) + OBJECT(NESNE) + PLACE(YER) + TIME(ZAMAN).

* İPUCU 9 *
The Problem: Neden home kelimesinin başına the gelmez?go home. come home
The Tip: Çünkü home = the house demek olduğu için.

* İPUCU 10 *
The Problem: Neden otobüsler için ‘on’, otomobiller için ‘in’ kullanılıyor?Get on the bus. Get in the car.
The Tip: ‘On’ otobüs ve tren gibi üzerinde dik olarak ayakta durabileceğimiz ve yürüyebileceğiniz araçlar için kullanılıyor. ‘In’ ise içine eğilerek girebileceğiniz ve dik duramayacağınız otomobiller için kullanılıyor. İpucunun bu olduğuna inanıyorum.

* İPUCU 11 *
The Problem: Bildiğiniz gibi sıfatların bir sırası vardır ve bu sıra hep karıştırılır bunu yenebilmek için size öğrendiğim bir ipucunu yolluyorum.
The Tip: Formül = OASCOM + Noun Opinion (herkese göre değişen kavramlar “Beautiful” gibi) Size(boyut “big” gibi)Age (Yaş “old, fifteen” gibi) Shape (şekil “square”)Colour (renk)Origin (nereden geldiği “Italian”)Material (neden yapıldığı “Wooden”)Buna göre sıralama örneği;It’s a “nice old square white Italian wooden” table

* İPUCU 12 *
The Problem: Neden hospital, school gibi kelimelerin başına bazen “the” geliyor,bazen gelmiyor?
The Tip: Çünkü bu gibi kelimelerde the şu anlamda kullanılıyor:”I am going to THE hospital” dediğimiz zaman hastaneye tedavi olmak için değil,asıl amacın dışında gidiyorum(örneğin bir hastayı ziyarete) anlamında kullanmış oluruz.Veya;”I’m going to THE school” dediğimizde de okula asıl amaç dışında gittiğimiz (örneğin ders yapmak için değil,öğretmenle görüşmek için)anlaşılıyor. Bu yüzden bu kelimeleri kullanırken cümlemizin anlamına göre the’yı kullanmalı ya da kullanmamalıyız.


* İPUCU 13 *

The Problem: “niece” & “nephew ” arasındaki fark.
The Tip: İkisi de yeğen anlamına geliyor ama biri kızlar diğeri ise erkekler için kullanılıyor. Ve işte ipucu kız yeğenler daha sevimli olduklarından onlara “nice” sıfatını yakıştırabiliriz. yani:kız yeğen: nieceerkek yeğen: nephewbu arada “nice” sevimli anlamına geliyor….

* İPUCU 14 *
The Problem: cinayet,intihar,soykırım arasındaki benzerlik ve farkı bilen var mı?
The Tip: cinayet: homiCIDE, intihar: suiCIDE, soykırım: genoCIDE. Hepsininde sonu CIDE yani “kill = öldürmek” fiili ile bitiyor.yani hepsinde ölüm anlamı var.intihar “S”ile başlıyor yani “S” ile kendini öldürürsün. genocide “G” ile başlıyor yani “G”enelde herkes topluca ölür.

* İPUCU 15 *
The Problem: simple present tense de doesn’t ın ——–s takısını alması tekil öznelerde
The Tip: kişiler tek başına kaldıkları zaman tekil durumda başlarına herşey gelebilir .mesela KAPTIKAÇTI …DOESN’T GELİR VE -S TAKISINI KAPAR GİDER BU DA OLUMSUZ BİR DURUMDUR

* İPUCU 16 *
The Problem: QUIET ve QUITE arasındaki benzerlik ve anlamını tahmin…?
The Tip: qUIEt kelimesinde 3 sesli harf yanyana geliyor (U-I-E). Kolay hatırlamak için “yazılırken 3 sesli yanyana gelirse anlamı sessiz olur” diyerek hatırlayabiliriz… quite ise : tam, tamamen; bayağı, epey anlamındadır…

* İPUCU 17*
The Problem: ‘AT’ kullanımı
The Tip: İngilizler yemeklerde et (AT) kullanırlar… :) )I had some cheese AT breakfast.Would you like to eat some chicken AT lunch.I never have coke AT dinner.


* İPUCU 18 *

The Problem: cancel ile postpone sözcükleri
The Tip: cancel iptal etmek anlamında call off da iptal etmek, postpone ertelemek put off da ertelemek, ikisinin baş harfine bakınca aynı olduğunu görebilirsiniz. Bu yüzden bu iki kelimeyi karıştırmamalısınız.

* İPUCU 19*
The Problem: retired kelimesinin kökeni
The Tip: retired : emekli Bu kelimenin kökeninin retire (geri çekilmek) yada return (geri dönmek) yada turn (dönmek) fiili ile tired (yorgun) kelimelerinin birleşiminden olduğunu düşünüyorum. retire-tired: retired

* İPUCU 20 *
The Problem: Pedicure : vertical ve horizantal hangisinin dikey ve hangisinin yatay olduğu karıştırırdım
The Tip: Vertical’ı okurken vör(dik)ıl dikeyin diki şeklinde düşünebilirsiniz böylece karışmaz.

* İPUCU 21 *
The Problem: Pedicure : Ayak bakımı, Pedestrian : Yaya, Pedal : Pedal, Ayaklık, Pedlar : Seyyar Satıcı
The Tip: Yukarıdaki kelimelerde ortak ön ek “PED” olup, ayak ile ilgili bir kelimedir. Dikkat edilirse, PED ön ek olunca AYAK ile ilgili türkçe karşılıklar ortaya çıkmaktadır.

* İPUCU 22 *
The Problem: Quiet ve quite kelimeleri karıştırılır.
The Tip: Sonu sessiz harfle biten quiet SESSİZ anlamına gelir.

* İPUCU 23 *
The Problem: İngilizce’de pull ve push sözcükleri sürekli karıştırılır. Bu sözcükleri karıştırmamak için şu ipucunu kullanabiliriz.
The Tip: Pull çekmek, push ise itmek anlamındadır. Pulling pushing, çekiyorum itiyorum cümlesini birkaç kez söyledikten sonra eminimki bu konudaki karmaşanız gidecektir.

* İPUCU 24 *
The Problem: get in – get on
The Tip: ‘get on’ toplu taşıtlara binmek için kullanılır. Ayakta durmakla ilgisi oldugunu sanmıyorum. ‘get in’ ise sahibi oldugunuz araçlara binmek için kullanılır. Bu da ingilizcedeki sahiplik duygusunun öneminden kaynaklanmaktadır.


* İPUCU 25 *

The Problem: “c” harfinin ne zaman “s” ne zaman “k” olarak kullanılacağı
The Tip: Eğer “c” harfinden sonra gelen harf kalın ünlüyse yani a-o-u ise “k” olarak (examples: can, car, cool, corn, curser, curl), eğer ince ünlüyse yani e-i ise “s” olarak (examples: censor, center, city, cinema) kullanılıyor.

* İPUCU 26 *
The Problem: Plurals – Çoğullar
The Tip: İngilizce’de çoğul yaparken ismin sonuna “-s”, “-es” ve “-ies” getirilir. Fakat hangi isimde hangi çoğulu getireceğimizi karıştırabiliriz.
 Eğer isim “-y” harfi ile bitiyorsa ve “-y” harfinden önceki harf sessiz bir harf ise, “-y” harfi düşer ve ismin sonuna “-ies” gelir: baby —–> babies lorry —–> lorries
 Eğer isim “s”, “sh(ş)”, “ch(ç)” sesleriyle bitiyorsa, ismin sonuna “-es” gelir. glass —–> glasses match—–>matches Diğer isimlerin sonuna da “s” gelir

* İPUCU 27 *
The Problem: Kendisinden önce virgül gelen bağlaçları kolay yoldan nasıl ezberleyebiliriz?
The Tip: Örneğin yukardan aşagı FUN BOYS yazdığımız zaman F:for- U:until- N:nor- B:but O:or- Y:yet- S:so baş harfleri bu bağlaçları temsiz eder.Bu yazdıklarım cümle bağlaçlarıdır.Kendilerinden sonra cümle gelmelidir. NOT:tek istisna untilden sonra virgül gelmez anlam bütünlüğü kazansın diye yazdım.

* İPUCU 28 *
The Problem: “Wish Clause” cümleleri
The Tip: 1. Şimdiki zamanda olan, olmasını istedğimiz bir olayı anlatmak için: I wish I were a rich man. (In fact, I am not rich). 1.Tekil şahıs zamirlerinden sonra gelecek yardımcı fiil olarak “were” kullanılır. Konuşma dilinde “was” kullanılmaktadır. (Şimdiki zaman ile ilgili bir dileğimizi anlatırken fiilin “PAST-VERB-II” halini kullanırız.) 2. Geçmiş zamanda olan/olmayan bir durum hakkında aksi şekilde bir şey olması dileğimizi anlatmak için: I wish I had gone to Istanbul yesterday. (I did not go to Istanbul yesterday). (Geçmiş zaman ile ilgili bir dileğimizi anlatırken “PAST PERFECT-HAD+VERBIII” halini kullanırız.

* İPUCU 29 *

The Problem: s- ve sh- ile başlayan kelimelerin telaffuzu
The Tip: s- ile başlayan kelimelerin okunuşları ,yine s-ile oluyor. Örneğin, sun, school gbi. sh- ile başlayan bütün kelimelerin okunuşları ş ile başlıyor. örnek: should kelimesinin okunuşu “şud” şeklinde. Bu kurala uymayan bir kelime ise sure: suur değil şuur diye okunur.

* İPUCU 30*
The Problem: Simple Present Tense ile Present Continuous Tense’te fiillere hangisinde -(e)s hangisinde -ing geleceği konusunda tereddüte düşerseniz size güzel bir ipucum var.

The Tip: Simple PrESent Tense, ortadaki (e)s’e dikkat edin. Yani he, she, it öznelerinde olumlu cümlelerde fiile -s veya -es ekleyin.Present ContINuous Tense, ortadaki IN’e G ekleyin. Yani bu zamandan öznelerden sonra am, is, are getirdikten sonra fiile ING ekleyin. Umarım işinize yarar.

* İPUCU 31 *
The Problem: “C” harfinin nerede “K” nerede “S” olarak okunacağını nasıl anlarız?
The Tip: Çözümü basit; eğer “C” harfinden sonra gelen ilk harf kalın bir ünlüyse (a,o,u) “K” şeklinde okunur, ince bir ünlüyse (e ve i) “S” şeklinde okunur. Bu kuralı “CalCium” kelimesinden aklımızda tutabiliriz.

* İPUCU 32 *

The Problem: Skirt – shirt ve true – false kelimeleri karıştırılır.
The Tip: SKirT :eTeK demektir, etek kelimesinin sessiz harfleri ingilizcesinde vardır, shirt ise gömlek anlamındadır. Yazın giydiğimiz T-shirt’ten aklımızda kalabilir. Benzer durum true ve false kelimeleri için de geçerlidir. trUe :doğrU ve fAlse :yAnlış anlamındadır. U ve A harfleri hatırlamamıza yardımcı olur.

* İPUCU 33 *
The Problem: Sea-bass ile sea bream kelimelerini karıştırıp en çok birlikte anılan balık türü oldukları için hangisinin levrek hangisinin çipura olduğunu ayırt edemezdim. Ama çözümü buldum.
The Tip: Levrek uzun gövdeli balık olduğu için sea-bass yani deniz otobüsü manasında algılayıp karmaşayı çözüyorum.

* İPUCU 34 *
The Problem: Yazılışında olan ama telaffuz edilmeyen harfler nelerdir? Nasıl akılda tutulabilir? The Tip: KaHWe kelimesinin sessiz harflerini ele alalım:K harfi n harfinin önünde okunmaz. knife (nayf), know (now) gibi.H harfi o harfinin önünde okunmaz. honour (anır), hour (awır) gibi.W harfi r harfinin önünde okunmaz. write (rayt), wrong (rong), wrist (rist) gibi.Kısaca, bu üç harf bu durumlarda okunmaz ve bu harfleri unutmamak için KaHWe sözcüğünde toplayabiliriz. Sevgi ve saygılar

* İPUCU 35 *
The Problem: Şu iki kelimenin anlamı bazen karıştırılır:Different: Farklı Difficult: Zor
The Tip: Different: Hem ingilizce ve hemde türkçe yazılışındaki “r” harfi kullanımı ile ayırt edilebilir.

* İPUCU 36 *
The Problem: Ben ayları ezberlemeye çalışırken, sonbahar aylarını sürekli karıştırırdım ama çözümünü de kendim buldum :)
The Tip: Arkadaslar SONbahar aylarini sirasiyla S.eptember/O.ctober/N.ovember olarak sıralarsak SONbahar aylari sırasıyla çıkıyo:)) bakiniz bas harflere…..gayet pratik ve akilda kalici değil mi… Kendim de şaşırdım bunu bulduğuma. :) )

* İPUCU 37 *
The Problem: dessert kelimesi iki farkli anlama sahiptir: çöl ve tatlı ve yazılışları aynı olduğu halde okunuşları farklıdır. İşte böyle oldugu için okunuşunu çoğu insan karıştırır çoğu zaman yoksa bu söylediğim tatlı mıydı, çöl müydü diye düşünürdüm.
The Tip: Kelimeyi telaffuz ederken soyle dusunmenizi tavsiye ederim tatli manasina gelenin telaffuzu ‘dizört’ seklindedir yani tatlı yerken dizini ört seklinde dusunebilirsiniz ben öyle düşünmeye başladığımdan beri hangisi tatlı hangisi çöl karıştırmaz oldum. Deneyin hak vereceksiniz tatlı yerken dizinizi örtmeyi unutmayin. :)

* İPUCU 38 *
The Problem: ‘very’ (çok) kelimesinin ne zaman kullanılacağını karıştırıp fiillerden vb. şeylerden önce getirirdim but not anymore :)
The Tip: very SADECE ve SADECE adverb (zarf) ve adjective (sıfat) ‘dan önce gelir. For İnstance: Very nice and Very shortly. Böyle bir kullanım olmaz zaten:VERY RUN
  
Hazırlayan arkadaşa teşekkür ederiz..

Şubat 8, 2008 Posted by | İngilizce | 2 Yorum

introductions and making friends

INTRODUCTIONS(TANIŞMALAR)

►THIS IS JOHN

This is my friend Jack (Bu arkadaşım John)
I’d like you to meet my friend John (Sizlere arkadaşım John’u tanıştırmak istiyorum)
Mary, this is Jack. Jack, Mary (Mary, bu Jack. Jack, bu Mary)
Let me introduce you my friend Michael (Size arkadaşım Michael’ı tanıştırıyım)
Have you met before? (Siz daha önce tanışmışmıydınız?)
Jack, do you know Mary? (Jack, Mary’yi tanıyor musun?
Do you know eachother? (Birbirinizi tanıyor musunuz?)
Mary, shake hands with the president (Mary, başkanla el sıkış)
Have you two been introduced? (Sizi tanıştırdılar mı?)
Jack, this is the man I was telling you about (Jack, bu sana bahsettiğim kişi)
Let me introduce you myself (Size kendimi tanıtıyım)

►NICE TO MEET YOU

Nice to meet you (Tanıştığımıza memnun oldum)
Good to meet you (Tanıştığımıza memnun oldum)
Nice meeting you (Sizinle tanışmak çok hoş)
It’s a great pleasure to meet you (Sizinle tanışmak büyük zevk)
Glad to meet you (Tanıştığımıza memnun oldum)
It’s a great pleasure to have finally met you (Sonunda sizinle tanışabilmek büyük zevk)
How nice to meet you (Sizinle tanışmak ne kadar güzel)
How do you do (Memnun oldum)
A pleasure (Sizinle tanışmak bana zevk verdi)


MAKING FRIENDS(ARKADAŞLIK KURMA)
►MY BEST FRIEND

We’re like brothers. (Kardeş gibiyiz.)
He’s my closest friend. (O benim en yakın arkadaşım.)
She’s my best friend. (O benim en iyi arkadaşım.)
She’s like a sister to me. (O benim bacım gibidir.)
We’re the closest friend. (En yakın arkadaşlarız.)
We’re pretty tight. (Oldukça yakınız.)
He’s a dear friendb. (O değerli bir arkadaştır.)
What a character! (Ne tip ama!)
Ahmet is one of a kind. (Ahmet türünün tek örneğidir.)
We’re cut from the same cloth. (Aynı hamurdan yoğrulmuşuz.)
We’re like two peas in a pod. (Tıpatıp birbirimize benzeriz.)

MAY I JOIN YOU?

May I join you? (Size katılabilir miyim?)

Mind if I join you? (Size katılmamda bir sakınca var mı?)
Care to join us? (Bize katılmak ister misin?)
Is this seat taken? (Bu sandalye boş mu?)
Could I buy you a drink? (Size bir içki alıyım mı?)
What are you drinking? (Ne içersiniz?)
Would you like to dance? (Dans edermisiniz?)
Could I have the next dance? ( Bir sonraki dansı bana lütfeder misiniz?)
What’s your sign? (Burcunuz nedir?)
Do you come here often? (Buraya sık sık gelir misiniz?)
Do you have a light? (Ateşiniz var mı?)
Need a lift? (Sizi arabayla bırakayım mı?)
Are you going my way? (Yolumuz aynı mı?)
Going my way? (Yolumuz aynı mı?)
Where have you been all my life? (Şimdiye kadar nerelerdeydiniz?)

Ocak 30, 2008 Posted by | İngilizce | Yorum yapın

Food, Fruit and Vegetables Vocabulary PowerPoint

Ocak 19, 2008 Posted by | İngilizce | Yorum yapın

GREETINGS(SELAMLAŞMA)

greetings (selamlaşmalar)
►HELLO

Hello! (Merhaba)

Hi! (Selam)Hey! (Hey!)

Hi there! (Merhaba)

Hello there! (Merhaba)

Good morning! (Günaydın)

Good afternoon! (Tünaydın)

Good evening! (İyi akşamlar)

Good night! (İyi geceler)

►HOW ARE YOU?

How are you? (Nasılsın?)

How are you doing? (Nasılsın?)

How is it going? (Nasıl gidiyor?)

How are things? (Durumlar nasıl?)

What’s new? (Ne haber?)What’s up? (Ne var ne yok?)

What’s going on? (Neler yapıyorsun?)

Where have you been? (Nerelerdesin?)

Where have you been hiding yourself?

(Nerelerde gizleniyordun?)

Are you doing OK? (İyi misin?)

How are you feeling? (Kendini nasıl hissediyorsun?)

How’s the world treating you? (Hayatla aran nasıl?)

How’s business? (İşler nasıl?)

What’s happening? (Hayatında ne olup bitiyor?)

How’s everything (Vaziyet nasıl?)

► I’M FINE

Thanks, I am fine (Sağol, iyiyim)

Fine (İyiyim)Great! (Harika)

All right (Fena değil) I am OK (İyiyim)

Cool! (Bomba gibiyim)

I am cool! (Harikayım)

Could be better (Daha iyi olabilirdi)

Not bad (Fena değil) So so (Eh, şöyle böyle)

Not so great (O kadar da iyi değil)

Not so hot (Pek iyi sayılmaz)

I’ve been better (Daha iyiydim)

I’ve running around (Koşturup duruyoruz)

Keeping busy (Uğraşıp duruyoruz)

No complaints (Bir şikayetim yok Allaha şükür)

Same as usual (Her zamanki gibi)

I’ve seen better days (Daha iyi günlerimiz de oldu)

I’m snowed under (Çok yoğunum)

Not a moment to spare (Boşa harcayacak bir dakikam yok)

No time to breathe (Nefes almaya vaktim yok)

There aren’t enough hours in a day (Yirmidört saat yetmiyor)


► GOOD-BYE

Good-bye (Allahaısmarladık)

Good day (İyi günler)

Good evening (İyi akşamlar)

Good night (İyi geceler)

Good-bye until later (Bir dahaki sefere kadar hoşçakal)

See you (Görüşürüz)

See you soon (Yakında görüşürüz)

See you later (Sonra görüşürüz)

I’ll see you real soon (Çok yakında görüşürüz)

I’ll catch you later (Seninle sonra görüşürüz)

See you tomorrow (Yakın görüşürüz)

See you next time (Bir dahaki sefere görüşürüz)

Let’s get in touch (Görüşelim)

It was good to see you (Seni görmek güzeldi)

Don’t forget to call (Aramayı unutma)

Let’s write (Yazışalım)

I’ll be in tocuh (Temas halinde olacağım)

Ocak 13, 2008 Posted by | İngilizce | Yorum yapın

Are You Sleeping?

Aralık 1, 2007 Posted by | keman, İngilizce, İngilizce okul şarkıları | Yorum yapın

Mary had a little lamb

Aralık 1, 2007 Posted by | Öğrenci, İngilizce, İngilizce okul şarkıları | Yorum yapın

If You Are HaPpY

If you’re happy and you know it, clap your hands (clap clap)
If you’re happy and you know it, clap your hands (clap clap)
If you’re happy and you know it, then your face will surely show it
If you’re happy and you know it, clap your hands. (clap clap)
If you’re happy and you know it, stomp your feet (stomp stomp)
If you’re happy and you know it, stomp your feet (stomp stomp)
If you’re happy and you know it, then your face will surely show it
If you’re happy and you know it, stomp your feet. (stomp stomp)
If you’re happy and you know it, shout “Hurray!” (hoo-ray!)
If you’re happy and you know it, shout “Hurray!” (hoo-ray!)
If you’re happy and you know it, then your face will surely show it
If you’re happy and you know it, shout “Hurray!” (hoo-ray!)
If you’re happy and you know it, do all three (clap-clap, stomp-stomp, hoo-ray!)
If you’re happy and you know it, do all three (clap-clap, stomp-stomp, hoo-ray!)
If you’re happy and you know it, then your face will surely show it
If you’re happy and you know it, do all three. (clap-clap, stomp-stomp, hoo-ray!)

Aralık 1, 2007 Posted by | Öğrenci, İngilizce, İngilizce okul şarkıları | Yorum yapın

   

Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.